Bu projede aydınlatma, farklı işlevlere sahip büyük hacimleri ortak bir ışık dili altında toplamak yerine, her mekânın kullanım biçimine göre yeniden kurgulandı. Giriş fuayesinde düşey ışık çizgileri, taşıyıcı elemanların ritmini devam ettirerek uzun dolaşım aksını tek bir perspektif içinde okunabilir hâle getiriyor. Işık burada yön tarif etmiyor; mimarinin kendi geometrisini görünür kılıyor.
Konferans ve çok amaçlı salonlarda yaklaşım tamamen değişiyor. Işığın odağı mimariyi vurgulamak değil, sahne, izleyici ve dolaşım arasındaki hiyerarşiyi farklı kullanım senaryolarında aynı netlikle koruyabilmek. Böylece mekân, farklı organizasyonlara uyum sağlarken görsel bütünlüğünü kaybetmiyor.
Banket salonlarında ise tavan geometrisi, lineer aydınlatma ve dekoratif armatürler birbirinden bağımsız elemanlar olarak değil; hacmin ölçeğini tanımlayan tek bir kompozisyon olarak çalışıyor. Işık, yüksek tavanın etkisini artırırken masaların bulunduğu kullanım düzleminde daha kontrollü bir yoğunluk oluşturarak mekânın ritmini dengeliyor.
Bu projede aydınlatma tasarımı, yapının farklı programlarını aynı estetik anlayışta birleştirmekten çok; her hacmin kendi kullanım mantığını ışık üzerinden okunabilir kılmayı hedefledi.