MEKANI IŞIK ÜZERİNDEN OKUMAK

Aynı malzeme ve aynı mimari kurguya sahip bir mekânda, tüm yüzeylerin benzer düzeyde aydınlatılması mekânı daha bütüncül ve okunabilir bir deneyime dönüştürürken; belirli yüzeylerin, geçişlerin veya mimari detayların öne çıkarıldığı daha katmanlı bir ışık kurgusu, kullanıcıyı mekân içerisinde farklı noktalara yönlendirebilir ve keşfetme duygusunu güçlendirir.

Burada ortaya çıkan deneyim, ışığın tek başına taşıdığı bir anlamdan değil, mekânın ritmi, ölçeği, malzemesi ve kullanıcı hareketiyle kurduğu ilişkiden doğar. Işığın nerede yoğunlaştığı, nerede geri çekildiği ve nerede gölge bıraktığı, kullanıcının mekânı nasıl okuyacağını ve hangi alanlarda durup hangilerinden geçeceğini etkiler. Bu nedenle ışığın psikolojik etkisini, tek başına ışığın şiddeti, rengi ya da yönü üzerinden tanımlamak da mümkün değildir. Aynı ışık, farklı malzemeler ve farklı mimari bağlamlarla bir araya geldiğinde birbirinden tamamen farklı duygusal deneyimler oluşturabilir.

Dolayısıyla aydınlatma tasarımı, belirli bir ışık karakterini belirli bir duyguyla eşleştirmekten çok; ışık, malzeme, renk, gölge ve mekânsal kurgu arasındaki ilişkileri doğru biçimde kurgulayarak hedeflenen atmosferi ortaya çıkarma sürecidir. Asıl tasarım değeri de bu unsurların birbirleriyle kurduğu kombinasyonlarda ve ortaya çıkan deneyimin kullanıcı üzerindeki karşılığında gizlidir. Bu nedenle ışık, mimarinin sonradan eklenen bir tamamlayıcısı değil, mekânın nasıl algılanacağını ve kullanıcı üzerinde nasıl bir etki bırakacağını belirleyen temel tasarım araçlarından biridir.

Sena Sancak

Interior Architect · Lighting Designer

TÜM YAZILARI