Her otelin bir kimliği vardır. Bu kimlik yalnızca mimarisiyle değil, gün batımından sonra nasıl hissettirdiğiyle hatırlanır.
Muğla Fethiye’de konumlanan bu otel projesinde ışık, mimarinin önüne geçen bir unsur olarak değil; mekânın doğal ritmini tamamlayan görünmez bir tasarım katmanı olarak ele alındı. Lobi, restoran, spa ve sosyal alanlar, her birinin kendine özgü atmosferini koruyacak şekilde kurgulanırken, ışık ve gölge arasındaki denge tüm projeye yön veren temel unsur oldu.
Amaç, her yüzeyi eşit biçimde görünür kılmak değil; mimarinin karakterini oluşturan malzemeleri, dokuları ve hacimleri kontrollü kontrastlarla ortaya çıkarmaktı. Gün boyunca doğal ışıkla yaşayan mekân, akşam saatlerinde ise daha sakin, daha rafine ve daha davetkâr bir kimliğe bürünerek farklı bir deneyim sunuyor.
Bu projede ışık, yalnızca görünürlüğü sağlayan teknik bir gereklilik değil; kullanıcı deneyimini sessizce yönlendiren, mekânın hafızasını oluşturan ve mimarinin karakterini derinleştiren görünmez bir tasarım malzemesi olarak ele alındı.